Mevlit kandili
Mevlit kandili
“Alemlere rahmet” olan Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirmesinin dünya ve insanlık tarihindeki yerini ve önemini kavrayabilmek için Onun doğduğu zamanda yaşanan sosyal hayatı ve Onun risaleti sonrası oluşan sosyal hayatı karşılaştırmalı olarak incelemek gerekir.Bu mübarek gecede; Hz. İbrahim'in duasına, Hz. İsa'nın müjdesine, Hz. Amine'nin rüyasına mazhar olan, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) dünyaya teşrif etmişlerdir.
Cahiliye Dönemi Mekke’de Görülen Olumsuzluklar İslam öncesi Mekke toplumuna cahiliye dönemi denilmesinin sebebi, Mekkelilerin çok bilgisiz oluşları dolayısı ile değil, onların şeytanca işler yapmaları sebebiyledir. Cahil, inatla ve bilinçsizce işler yabana denir ve şeytanın sıfatıdır. Yeteri kadar tahsil yapmamış kimselere cahil değil, bilgisiz, tahsilsiz demek daha uygundur.
1-Mekkeliler Hz İbrahim’in öğrettiği dinin bozulmuş halini yaşamaya devam ediyorlardı. Hakka batıl bulaştırdıkları için müşrik olmuşlardı. Allah’a inanıyorlar ama putların, Allah ile aralarında aracı olduğuna inanıyorlardı. Meleklere inanıyorlar ama melekleri Allah’ın kızları olarak görüyorlardı. Peygamberlik mefhumu da vardı, zira Allah, peygamber gönderecek olsaydı bu kavmin ileri gelen efendilerine gönderirdi diyorlardı. Hac vardı, kurban vardı vs.
Mekke’ye ilk olarak putperestliği Amr b Luhay adında bir tüccar Suriye’den Hubel adındaki putu getirerek sokmuştur. Peygamberimizin (s.a.s.)ilk işi Hakkı batıldan ayırmak idi.
2-Ahlaksızlık, alkol tüketimi, kumar ve fuhuş yayılmıştı. Bazen doğan çocukların babası tahmini olarak tespit ediliyordu. 3-Kız çocukları onur meselesi yapılarak öldürülüyordu. 4-Kabilecilik duygusuyla haram aylar dışında durmadan savaşıyorlardı. Ficar savaşları. 5-Mekke toplumunda kaos hakimdi Ticaret kervanları soyuluyor, zorba ve zalimlerin yaptıkları yanına kalıyordu.
Peygamberimizin Doğumu ve Davete Hazırlanması: Hz Muhammed Mustafa (s.a.s), 12 Rebiulevvel/ 20 Nisan 571 Pazartesi sabahı dünyayı şereflendirdiler. Peygamberimiz doğumu ile cehaletten karanlık içindeki dünyayı aydınlatmaya başladığı için Onun doğumu “Doğumun aydınlığı” anlamına gelen “Mevlit Kandili” ismi âlimler tarafından uygun görülüştür. Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğünde 15 yıldır Mevlit kandili, sadece bir gece değil bir hafta boyu çeşitli etkinliklerle “Kutlu Doğum Haftası” adı altında kutlanmaktadır. Osmanlı Devleti zamanında da Mevlit kandili bir hafta boyu resmi bayram havası içinde kutlanırmış.
Allah resulünü annesi sancısız doğuruyor, doğuştan sünnetli. Ona annesi Ahmet ismini vermek istiyor ama Muhammed simini vermesi de melekler tarafından kendisine hatırlatılıyor. Dedesi kucağına alarak Kâbe’ye götürüyor ve yerde ve gökte bir tane anlamına gelen Muhammed ismini veriyor âlemlerin efendisine.
· O, soylu bir ailenin çocuğu. O bu soyluluğun avantajlarından yararlanıyor. Onurlu bir kişiliğin oluşması, liderlik, özgüven vs. Babası, annesi ve dedesinin vefatı sebebi ile soyluğun dezavantajlarından da korunuyor. Şımarma, gurur lükse düşkünlük vs. gibi.
· O, hayatın her türlü zorluğu ile karşılaşıyor, O içimizden biri. Bu sebeple bizi çok yakından tanıyor ve ona göre bize rehberlik yapıyor. O hayatı, bizzat yaşayarak, tecrübe
ederek öğreniyor. Çalışıyor, yoruluyor, terliyor. Evlat acısı çekiyor, üzülüyor, haksız saldırılara maruz kalıyor, sabrediyor. Rüşvet teklifi alıyor (Peygamberlikten vazgeçmesi karşılığında Mekke krallığı, zenginlik ve en güzel hanımlarla evlilik vs.) ama elinin tersi ile reddediyor. Şair şöyle diyor.
Muhammed beşer la ke’l-beşer/ /Bel huve yakutun beyne’l-hacer (Muhammed bir beşerdir ama her hangi bir beşer değildir, o, taşlar arasındaki yakut madeni gibidir.)
Allah’ın elçisine her zaman olduğu gibi bu gün de çok muhtacız. Şair arif Nihat Asya’da kendi döneminde bu ihtiyacı derinden hissetmiş olmalı ki Onu bu güne şöyle çağırıyor:
Konsun –yine- pervazlara güvercinler “Hû hû”lara karışsın âminler. Mübarek akşamdır; /Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Vicdanlar, sakat çıkmadan, Yâ Muhammed, yarına; İyiliklerle gel, güzelliklerle gel /Âdemoğullarına! Gel, ey Muhammed, bahardır./Dudaklar ardında saklı Âminlerimiz vardır... Hacdan döner gibi gel;/Mi’râc’dan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır!
İmânın tatlılığı ve muhabbetin önemi hakkında Fahri Kâinât Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem şöyle buyuruyorlar: "Üç şey kimde bulunursa, îmânın tadını tam olarak alır;
Allah ve O'nun Rasûlü'nü herşeyden daha fazla sevmek, İnsanları ancak Allah için sevmek, Cehenneme girmeği kötü gördüğü gibi küfre dönmeği de öyle kötü görmek."
Rasûlüllah'ın Sevban adında bir hizmetçisi vardı. Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem'i o kadar çok severdi ki O'na hiç sabredemezdi. Yâni, O'nsuz hiç yaşayamazdı.
Bir gün, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e hüzün içinde, çok üzgün bir halde geldi. Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem O'na hâlini sordu.
Sevban şöyle cevap verdi: "Ey Allâh'ın Rasûlü! Hiçbir yerim ağrımıyor, yalnız sizi birkaç gündür göremedim. Size karşı içim doldu. Sizi çok özledim. Âhirette sizin yerinizin, ûlvi bir yer olması hasebiyle, orada sizden uzak kalacağımdan korktum. Ayrılık korkusu beni bu hâle düşürdü".
Bu esnâda, Allâhü Teâlâ şu âyeti indirdi: "Kim Allâh'a ve Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem'e itâat ederse, işte onlar; Allâh'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyi adamlarla beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır". Bu Âyeti Kerîme gelince kederi gitti ve sıhhati eski hâline döndü.
Hz.Bilâl'ın ölümü yaklaşınca âilesi ve çocukları çok üzülüyorlardı ve üzüntülerini «Ne büyük felâket» diye açıklıyorlardı. Halbûki, Hz.Bilâl ise şöyle diyordu: "Ne güzel lûtuf. Yarın, Allâh'ın sevgilisi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem) ve O'nun Eshâbıyla beraber olacağım."
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Beni ana babasından, evlâdından ve herkesten daha çok sevmeyen, mümin olamaz.” “Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.” “Peygamberleri anmak, hatırlamak ibâdettir.” Muhammed Mustafa (sav) hakkında Kur'an-ı Kerim: "Ey şanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında şahit, müjdeci, uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna dâvet eden bir peygamber ve aydınlatıcı bir ışık olarak gönderdik" (1) buyurmaktadır.
Peygamber Efendimizi sadece mevlit kandilinde anmayalım. O’nu her zaman hayatımızda örnek alarak, ahlakıyla ahlaklanmaya çalışalım. Sünnete uyma niyetiyle yaptığımız yemek, içmek, uyumak gibi en basit işlerimizin bile bize ibadet sevabı getirdiğini unutmayalım. Hz. Mevlana: "Keşke mümkün olsa da, yeryüzünde dolaşırken bile, sadece Hz. Muhammed'in ayak bastığı yerlere basabilseydik" diyerek Resulullah'a uymanın önemini ne güzel ifade etmiştir.
Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.
Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz.
Yüce Rabbimiz, Onun gösterdiği yolda ayaklarımızı sabitkadem eylesin, bizi kendisine Salih bir kul, resulüne layık bir ümmet eylesin. ahirette de şefaatinden bizi mahrum eylemesin.
Bu gece ve bu ay içinde mümküm olduğu kadar salât-ü selâmı (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye) çok okumalıdır
“Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”
Allah (cc) en degerli varlıgımız İmanımızı elimizden almasın. Allah’ım Bizi dünyada Peygamber Efendimizin (sav) dîninden, yolundan, tarzından, sünnetinden ve hidâyetinden uzak eyleme. Âhirette Peygamber Efendimiz’in (sav) şefaatinden, muhabbetinden, yakınlığından ve berâberliğinden ayırma. Bize O’nun sünnetini ve getirdiklerini gücümüz yettiğince anlama ve yaşama nimeti lutfet. Bizi Peygamber efendimize (sav) karşı,Dinimiz İslama karşı, Kitabımız Kurana karşı, vurdumduymaz ve duyarsız kılma. Bizi Rahmetinden mahrum eyleme
Yarabbi bizlerin Rasülüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e sevgisini ashabın sevgisi gibi kıl...(Amin
19/12/2007
Kurban Bayrami
KURBAN BAYRAMI VAAZI
Bizleri bayram günlerine kavuşturan ve bayram sevincini yaşama fırsatı veren Yüce Rabbımıza hamdü sena, Resul-i Ekrem Efendimize salatü selam olsun.
Mübarek kurban bayraminizi tebrik ediyorum. Cenab- Hak bizlere Islam Ümmetine bu bayrami, bu yüce firsati, bu münasebeti tekrar tekrar nasip eylesin.Cenab-i Hak bu mübarek bayrami bütün müslümanlari birlestirmeye, daginikligini bir araya toplamaya, düsmanlarinin karsinda bir set olup engel teskil etmeye, bizleri muvaffak eylesin. Birlik ve beraberlik içinde yasamayi bizlere nasip ve müyesser eylesin
Muhterem mü’minler, Bayram namazı saatine bugünün önemine dair sohbetle değerlendirmeye çalışacağız.
Bayram sevinç ve eğlence günü anlamına gelmektedir. . Milli ve dini birliği sağladığı için hemen her toplum var olan bayramlarına büyük önem vermiş ve bir takım yeni bayramlar ihdas etmiştir. İslam dini de müslümanlara iki bayram armağan etmiştir. Bildiğiniz gibi bunlar Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Kurban Hicri 2. yılda meşru kılınmıştır.
Allah için maddi fedakarlık yapmak ve bu vesileyle Allah’a yaklaşmak gayesini taşıyan kurbanı tarihte ilk kez Hz Adem’in oğlu Habil kesmiştir. Fakat bu ilk uygulama bir seferlik bir imtihandır. Kurban Hz İbrahim’in bir sünneti olarak gelenekselleşmiştir. Tarihi süreçte putlar adına kurban kesme şeklinde bir takım sapmalar olmuştur.
Peygamberimiz (s.a.s); “Bu ilk işiniz namaz kılmaktır.” (Buhari,ideyn,3) Bayram namazı vaciptir. Cuma namazı kılınan yerlerde kılınır ve üzerine Cuma namazı Farz olan kimseler kılar. İlk gün kılamayanlar 2. ve 3. gün de kılabilirler
Kur’an’da Kurban: “(Kendileri için lutfedilen bir takım menfaatleri görmeleri, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine Allah’ın adını anmaları için” (Hac,28)
“Biz her ümmet için bir kurban ibadeti ihdas ettik ki Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği hayvanların üzerine (boğazlarken) O’nun adını ansınlar.” (Hac,34)
Sünnette Kurban: “Gücü yettiği halde kurban kesmeyenler bizim namazgahımıza yaklaşmasın.” Hadis-i şerifteki sert üsluba bakarak İmam-ı Azam Kurbanın vacip olduğuna hükmetmiştir.
“Kurban bayramı günü adem oğlu sıla-i rahm dışında kurban kesmekten daha üstün bir amel yapmamıştır.” Peygamberimiz Medine’de on yıl kurban kesmiştir.
Cundub b. Sufyan (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Kurban bayramı günü Hz. Peygamber (a.s.) ile beraber hazır bulundum. Namazı kıldı, namazı bitirip de selam verince, namaz bitmeden önce kesilmiş olan bazı kurban etleri ile karşılaştı.
Bunun üzerine: "Kim namazdan önce kurbanını kestiyse onun yerine bir kurban daha kessin. Kim kesmemiş ise besmele ile kessin" buyurdu14
Bizim burada arefe günü sin kurbanı adı altında kestiğimiz kurbanın yanlış olduğunu vurgulamaktadır
Hükmü: Müslüman, akıl baliğ olmuş, mukim, hür ve nisaba malik olan kimselerin kurban kesmesi gerekir. Koyun,keçi,sığır,manda ve deveden kurban olur. Deve kuşundan kurban olmaz.
İbadetlerde Allah’a karşı kadın erkek her biri ayrı ayrı sorumludur. Erkeğin gücü yettiği halde kadının gücü kurbana yetmeyebilir yada kadının gücü yettiği halde erkeğin gücü yetmeyebilir. Bir ailede kurban mükellefi olan kaç kişi varsa onların kurban kesmesi gerekir.
Parasını sadaka olarak vermiş olmakla da kurban kesmiş olmayız
2
Kurban kesmenin usulü: Tekbir getirilir. Mükellef ya kendisi keser yada vekalet verir. Dua edilir ve iki rek’at şükür namazı kılınır. Bismillahi Allahu ekber diyerek keser.
Kurbanın Eti ve Derisi: Et üçe taksim edilir ve üçte biri fakirlere verilir.
Kurban Kesmenin Faydaları:
1-Allah’ın emrine itaat,Allah’a yaklaşma, sevap2-Fedakarlık, 3-Yardımlaşma,
4-Akraba ve komşular arasında sevgi dostluk bağları güçleniyor
5-Beden et ile gerekli olan proteini depoluyor.
6-Hayvan besleyen ve satanlar lehine ticaret canlanıyor.
7-İnsanlar stres atıyorlar birlikte mutlu olmayı öğreniyorlar.
Kurban kesemiyenler için peyamberimiz,kimbayram günü sabah erkenden kalkıp…..
Bayramda Görevlerimiz: a) Bayram namazı, b) Kurban kesme, c) Akraba ve komşuları ziyaret, d) Uzaktakilerle hiç değilse telefonla bayramlaşma,
e) Farz namazlardan sonra teşrik tekbirleri, Teşrik tekbiri arefe sabahı başladı, dördüncü gün ikindi vaktine kadar devam edecek. Teşrik tekbiri kadın erkek bütün mü’minlere vaciptir
Bayramda akrabaları ziyaret etmek görevimizdir
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.17''
Bu bayram vesilesiyle küslerimiz dargınlarımız varsa mutlaka barışmalıdır
Peygamberimiz: Bir müslümanın arkadaşına üç günden fazla küs durması helal değildir
Bayram vesilesi ile bir takım oyunlar tertiplenmesi caizdir. Peygamberimiz (s.a.s.) Buas savaşını anlatan bir ezgiyi yanık sesli bir kız çocuğundan dinlemiş ve Medinelilerin bayram sebebiyle icra ettikleri bazı oyunları Hz Aişe ile birlikte izlemiştir.
Buhârî'nin diğer bir rivayetinde, Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekr (r.a.)'e "Ebu Bekr! her ümmetin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır" buyurarak bayramlarda yapılacak meşru eğlence ve sevinç gösterisinde bulunmaya izin vermişlerdir. Düğünlerde olduğu gibi, bayramlarda da sevinçli olduğumuzu açıkça göstermek için, İslâm'a aykırı olmayacak şekilde eğlenceler tertiplemek caizdir11
Bizlerde bayramda eğlencemizi yapabiliriz ama meşru yönde helal yönde olmalı….
Kötü yönde ğlence yapmamamlıyız bizleri kötülüğe sevk eden çevremiz arkadaşlarımızdır
Arkadaşını söyle kim olduğunu bileyim
İnsanları değerlendirirken ve arkadaş seçerken değer ölçümüz insani kalite ve ahlaki seviye olmalıdır. Kişiliği gelişmiş, ahlaki yönden olgunlaşmış bir insan hangi mezhep ve meşrebe mensup olursa olsun değerlidir ve bulunduğu yere, işgal ettiği mevkie değer kazandırır.
Allah’ın bir nimet olarak her kese işlenmemiş cevher halinde fıtrat,-tabiat, seciye, karakter, huy- vermiştir.
İnsanlar madenler gibidir. Bunlardan cahiliye döneminde yararlı olan/hayırlı olanlar anlayışlı olmaları, akıllarını kullanmaları halinde İslam döneminde de hayırlı olmuşlardır. (Seçme Hadisler,No:56)
Güneş açıkta bulunan her nesneyi eşit oranda aydınlatır,yağmur her varlığı ve bitkiyi eşit oranda sular. Aynı güneş ışını ve yağmur suyu ile beslenen meyve ve sebzelerin tat ve lezzetleri faklı faklı. İnsanlara da Allah’ın nimetleri eşit oranda dağıtılıyor. Aradaki faklılıkları insanlar, kendi yetenekleri, akılları,kararlarına göre kendileri oluşturuyorlar.
3
Kaderi suçlayarak belki başarısızlıklarınızın üzerini örtebilirsiniz, ama sadece kendinizi rahatlatmış olursunuz, kötü gidişatı değiştiremezsiniz. Kaderi verdiğiniz kararlarla kendiniz oluşturuyorsunuz. Allah sadece olacak olayları biliyor, o kadar.
Bir hatip konuşmaya başlamadan önce eline bir altın alır ve dinleyicilere sorar:
Bunu kim ister?
Bir çoğu parmak kaldırır, ben, ben ben derler. Hatip, altını ayağının altına alır, çiğner, ezer ve eline tekrar alarak sorar. Şimdi isteyen var mı?
Yine bir çoğu el kaldırır. Bu sefer izleyicilerden birine, “Git bunu çamura batır, hiç sarısı görünemeyecek şekilde kirlet ve bana getir.” der. İzleyenlere yine sorar. Şimdi isteyen var mı? yine bir çok talip çıkar. Ben,ben,ben. derler. Demek ki bir insan öz itibarı ile altın gibi değerli olduktan sonra ne kadar lekelense ve yıpransa istemesi halinde tekrar eski değerine kavuşması mümkündür.
Birde camimize camaatimize devam etmiyoruz
Cami sizin ikinci adresiniz. Bu adrese cumadan cumaya yada bayramdan bayrama uğrayanlar yeterince şükreden ve sabredenler olamazlar. İşi dolayısıyla gündüz gelemeyenler akşam gelebilirler, akşam da gelemeyenler en azından hafta sonu gelebilirler. Unutmayınız ki camiden ne kadar uzaklaşırsanız şeytana o kadar yaklaşırsınız. Şeytan ise hain bir dosttur ve arkadaşlarının hepsini cehenneme götürür. Cami ise Cennete giden yolun başında önemli bir terminal vazifesi görür. Siz müslümansınız ve buraya aitsiniz. Ait olduğunuz yeri biliniz ve bu yerlere sahip çıkınız.
İyi bir Müslüman olabilmek için özü sözü doğru iyi bir insan olmak gerekiyor. Müslümanlık, adam olma sanatıdır. Adam gibi adam olmak, hanımefendi gibi hanımefendi olmak her insanın her halükarda olması gereken bir durumdur.
Kendisine hayrı yararı olan birinin, vatanına, milletine ve dinine de yararı olur. Kendisine yararı olmayan ve başkasına muhtaç durumda olan bir kimseden de vatan, millet ve din için bir yarar beklenmez.
İstanbul’daki tarihi camilerimizden birini ziyaret eden Batılı bir ilim adamı, güzel bir hüsnü hatla yazılmış yazı dikkatini çekiyor ve anlamını soruyor. Peygamberimizin (s.a.s)Hayrunnas, men yenfeunnas” ,Sizin en hayırlınız, insanlara en çok yararlı olanınızdır” mealindeki hadis-i şerifi kendisine okunuyor. Adam şöyle diyor:
İnsanlar bu temel ilkeyi hayat felsefesi haline getirmiş olsalar, dünyada fakir kalmaz, asayişi korumak için de kanunlara hatta polislere gerek kalmaz.
Bizim ahlakımız, kültürümüz, medeniyetimiz işte bu maneviyata dayanmaktadır. İnsanlara zulmederek -belli fert ve grupların mutluluk sandıkları- durumları elde etmeleri için kullanılan güce erişmeyi "ilerleme" olarak değerlendiren ve Müslümanlar'ın -bu bakımdan- geri olduklarını söyleyenlerin, "ileri-geri" kavramı üzerinde bir daha düşünmeleri dileğiyle bayramlarınızı tebrik ediyorum.
Allah cümlemizi bu bayram gününden nasibini alan kullarından eylesin
Allah cümlemizi bu camide toplandığımız gibi kıyamet günü de arşın gölgesinde gölgelenmeyi nasip eylesin
Bu bayram vesilesiyle bize birlik beraberlik nasib etsin
2/6/2007
K.Kerim
Sure İsmi Media Player Sure İsmi Media Player Fatiha Suresi Kaf Suresi Bakara Suresi Zariyat Suresi Al-i İmran Suresi Tur Suresi Nisa Suresi Necm Suresi Maide Suresi Kamer Suresi En'am Suresi Rahman Suresi A'raf Suresi Vakıa Suresi Enfal Suresi Hadid Suresi Tevbe Suresi Mücadele Suresi Yunus Suresi Haşr Suresi Hud Suresi Mümtehine Suresi Yusuf Suresi Saff Suresi Ra'd Suresi Cum'a Suresi İbrahim Suresi Munafıkun Suresi Hicr Suresi Teğabun Suresi Nahl Suresi Talak Suresi İsra Suresi Tahrim Suresi Kehf Suresi Mülk Suresi Meryem Suresi Kalem Suresi Taha Suresi Hakka Suresi Enbiya Suresi Mearic Suresi Hacc Suresi Nuh Suresi Mi'minun Suresi Cin Suresi Nur Suresi Müzzemmil Suresi Furkan Suresi Müddessir Suresi Şuara Suresi Kıyamet Suresi Neml Suresi İnsan Suresi Kasas Suresi Murselat Suresi Ankebut Suresi Nebe Suresi Rum Suresi Nazi'at Suresi Lokman Suresi Abese Suresi Secde Suresi Tekvir Suresi Ahzab Suresi İnfitar Suresi Sebe Suresi Mütaffifin Suresi Fatır Suresi İnşikak Suresi Yasin Suresi Buruc Suresi Saffat Suresi Tarık Suresi Sad Suresi A'la Suresi Zümer Suresi Gaşiye Suresi Gafir(Mü'min Suresi) Fecr Suresi Fussilet Suresi Beled Suresi Şura Suresi Şems Suresi Zuhruf Suresi Leyl Suresi Duhan Suresi Duha Suresi Casiye Suresi İnşirah Suresi Ahkaf Suresi Tin Suresi Muhammed Suresi Alak Suresi Fetih Suresi Kadir Suresi Hucurat Suresi Beyyine Suresi Zilzal Suresi Tekasur Suresi Adiyat Suresi Asr Suresi Karia Suresi Humeze Suresi Fil Suresi Maun Suresi Kureyş Suresi Kevser Suresi Kafirun Suresi Tebbet Suresi Nasr Suresi İhlas Suresi Felak Suresi Nas Suresi



